Kadınlarda idrar kaçırma sorunları ve tedavi yöntemi

Kadınlarda idrar kaçırma sorunları ve tedavi yöntemi

Kadınların sosyal hayatını olumsuz etkileyen bu sorunun 30 dakika süren bir ameliyatla tedavi edildiği, bu ameliyatta yüzde 80 başarılı olunduğu ifade ediliyor.

Uzmanlar, kadınlarda idrar kaçırma sorununun nedenleri arasında menapoz, ilerleyen yaş, fazla sayıda doğum yapmak, kabızlık, kronik hastalıklar ve fazla kiloların yanında sigarayı da sayıyor.

İdrar kaçırma probleminin cerrahi tedavisi olduğunu anlatan Acıbadem Kayseri Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Sofikerim, idrar kaçırma bir hastalık değil, bir bulgu olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Mustafa Sofikerim, yapılacak tetkiklerle idrar kaçırma problemine neden olan hastalığın bulunup tedavi edilmesi gerektiğini anlattı. “Uzun süre çözümsüz kalan kadınlar sosyal ve psikolojik sorunlar yaşayıp depresyona girebilmektedir. Bu problemin çeşitli tedavi yöntemleri vardır.
Stres idrar kaçırma, hastada hapşırma ve öksürme gibi karın içi basıncı arttıran nedenlerle izlenen istemsi idrar kaçırma türüdür. Stres idrar kaçırma türünde 30 dakika süren bir ameliyatla hasta belden uyuşturularak idrar kanalı alt taraftan desteklenerek tedavi edilir. Uzun dönemde bu ameliyatın başarısı yaklaşık yüzde 80 civarındadır. Kadınların hayatını oldukça olumsuz etkileyen bu problem çözümsüz değildir. Bu tür problemi olan kadınlar sorununu ertelemeyip mutlaka bir hekime başvurmalıdırlar. İdrar kaçırmaya neden olan sebepler ise çoktur. Bunlar arasında, menapoz, ilerleyen yaş, fazla sayıda doğum yapmak, sigara, kabızlık, kronik hastalıklar, fazla kilolar yer alır.” diye konuştu.

Hiçbiri
21 Şubat 2012
bosluk

Hangi Bitkiler Zayiflamaya Yardımcı Biliyormuyuz!

Hangi Bitkiler Zayiflamaya Yardımcı Biliyormuyuz!

Hangi Bitkiler Zayiflamaya Yardımcı Biliyormuyuz! Bitkilerin, Şifalı otların ne kadar Zayıflatıcı etkisi var! Yararlı Bitki içecekler nelerdir, Şifalı otlar hangileri?  Bir kısmını Biz Sizlere Anlatacağız.

Her insanın metabolizma türü farklı olduğu için diyet planınıza bu bitkileri eklemeden önce doktorunuzla görüşmenizi öneriyoruz.

Arnavut Biberi: Dolaşım ve sindirim sistemini düzenler. Yağ yakıcı özelliği vardır.

Tarçın: Yağ: yakmaya yardımcı ve enerji veren bitkidir.

Yeşil Çay: Diyet listelerinin vazgeçilmez içeceği yeşil çay, yağ yakma hızını artırır. Zindelik verir.

Guar Sakızı: Açlık hissini bastıran bu bitki ile daha az ama daha sık yemek yiyebilirsiniz.

Rezene: Demlenerek içilen rezene çayı kan dolaşımını düzenler, sakinleştirici etkisi vardır.

Karahindiba Kökü: Vücudu toksinlerden arındıran ve yağ yakmayı sağlayan karaciğerin sağlıklı çalışmasına yardımcı olur.

Keten Tohumu: Dolaşım ve sindirim sistemini güçlendiren keten tohumu aynı zamanda tokluk hissi de verir. Yoğurt ve ya salataların üzerine dökerek tüketebilirsiniz.

Maydanoz: İdrar yollarının sağlıklı çalışması için faydalıdır. Mideyi ferahlatır ve kilo vermenize yardımcı olur. Taze ya da demleyerek içebilirsiniz.

Sinameki: Dolaşım ve Boşaltım sistemi doğal tamamen zayıflama ve Tedavisine Yardım eder


Etiketler: , , , , ,
14 Şubat 2012
bosluk

Depresyon evlilikleri yıkıyor

Depresyon evlilikleri yıkıyor

Stresli dünya hayatında Depresyon evlilikleri sarsmaya başladı. Boşanmaların Artmasının en Büyük nedenlerininden Biriside Depresyon Gösteriliyor.
Birlikte karar verilerek güzel hayallerle başlayan evlilik sürecinin zaman içinde çatışmaların olduğu bir ortama dönüşmesi eşleri evlilikleri üzerine düşünmeye zorlayabiliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre son yıllarda boşanma oranları hızla artıyor.

Bu oranın yüksekliğinin endişe verici olduğunu belirten Psikolog Eda Gökduman, “Çatışmaların başlangıcı bazen ailenin yaşadığı maddi sorunların olduğu bir döneme, bazen bir hamilelik sürecine, bebek veya bir yakının kaybına, bazen de eşlerden birinin artan iş temposuna bağlı olabiliyor. Bu süreçler evlilik için riskli dönemlerdir. Eşlerden birinin bu dönemlerde yaşadığı olumsuz duygular diğer eşe yansıyabilir. Yaşanan duygusal değişimlere bağlı olarak eşlerden birinin veya her ikisinin bu duygular konusunda dikkatli hareket etmesi gerekir” dedi.

Gökduman, “Sıklıkla karşılaştığımız, eşlerin bu süreçlerde birbirindeki duygusal değişimleri fark edememeleridir. Diğer eşin zor bir dönemde olduğunu göremeden beklenti içine girmek o kişiyi fazlasıyla yorabilir ve zamanla o kişiyi de olumsuz duygulara sürükleyebilir. Eşlerden birinin yaşadığı yoğun olumsuz duygular bazen bize bir depresyonu işaret edebiliyor. Eşler bu durumun tabii ki farkında olamıyor.

Sorunu, ‘bir depresyon süreci’ olarak değil, eşinin kendisi ile eskisi gibi ilgilenmemesi olarak yorumluyor. Depresyonda olan eş de eşinin kendisini anlamadığını, onu artık yorduğunu, ondan çok şey beklediğini, buna enerjisinin olmadığını ve artık bu evliliğe devam etmek istemediğini ifade edebiliyor. İşte boşanmaya giden bir evlilik böyle başlıyor. Sebebi kişilerin anlaşamaması, birbirini sevmemesi veya evlenirken yanlış bir karar vermesi değil, eşinin içinde bulunduğu zorlu dönemi görememesi” diye konuştu.

Gökduman, eşlerin boşanma gibi bir kararı hemen vermemesi, bu tip önemli kararları kişinin ruhen sağlıklı olduğu ve sağlıklı düşündüğü dönemlerde verilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Sağlık için Stressiz, ve Depresyonsuz günler Dileğiyle.


Etiketler: , , , , , , ,
14 Şubat 2012
bosluk

Zayıflamaya yardımcı formüller

Zayıflamaya yardımcı formüller

Günümüzde Dünyada obezite hızlı bir şekilde yayılıyor. buna karşın kilo vermenin ne kadar zor olduğunu hepimiz biliyoruz.  Zayıflamaya yardımcı formüller düşündünüzmü hiç!
İşin uzmanı  Dr. Ahmet Maranki’nin tavsiye ettiği bitkisel formüller ile hem sağlıklı kilo verebilir, bundan sonrada hızla kilo almanızın önüne gecebilirsiniz.
Formül 1:
30 gram mısır püskülü, 30 gram arpa ve 30 gram ayrık kökü bitkisi 1 litre suya eklenir. 10 dakika kaynadıktan sonra süzülerek soğumaya bırakılır. Günde 3 – 4 bardak içilir.Formül 2 :
8 – 10 gram kadar ufalanmış aslan pençesi bir bardak kaynar suya eklenir, 10 dakika demlenmesi beklendikten sonra içilir. Günde 3 – 4 bardak tüketilmesinde herhangi bir sorun bulunmamaktadır.Formül 3 :
1 avuç ince kıyılmış maydanoz 4 bardak suya eklenir. Kısık ateşte yaklaşık yarım saat kaynatıldıktan sonra dinlenmeye bırakılır. Soğuduktan sonra gün içerisinde aralıklarla içilir.Formül 4 :
200 gram melek otu kökü, 200 gram rezene ve 200 gram kimyon toz haline getirilerek karıştırılır. Her gün 1 kaşık yenir.Formül 5 :
Bir kaşık funda bir fincan kaynar suya eklenerek 10 dakika demlendirilir. Günde 3 bardak içilir.Formül 6 :
3 adet limon, bir adet portakal yarım litre suya koyulup kaynatılır. İçerisine 2 kaşık bal eklenir, 5 dakika kaynatılır ve günde 3-4 bardak içilir.
Yediklerimizebundan sonra daha dikkatli davranmalıyız, vucüdumuz herseyden daha kıymetlidir. gereken hassasiyeti gösterelim..


Etiketler: , , , , ,
6 Şubat 2012
bosluk

Mutsuz ev kadınları

Mutsuz ev kadınları

Kimileri Mutsuzluğu sşöyle tarif eder. kimselerin görmek bile istemediği insanlar. çünkü mutsuz bir insan başkasının da enerjisini emerek yok edermişmiş. o yüzden neşesine neşe katan, ışıl ışıl insanlar ister insanlar. kimsenin derdiyle dertlenmek gibi bir niyetleri yoktur. mutsuz insanlar gerçek insanlardır zaten. insanlar gerçeklerden çok yalanları da tercih ettiğinden, hiç şansı yoktur mutsuzların.
Gerçekte mutsuzluk nedir!

Ev hanımlarımızın mutsuzluğu dahamı fazladır bilinmez. arastırmalar gösteriyorki son yıllarda Boşanmalardaki patlamaların nedenlerinin başında gelen kadının mutsuzluğudur.

Can sıkıntısı sebepleri araştırmak uzmanların işi ama bizim tavsiyemiz, kadın olsun, erkek olsun elde kıymeti bilip sevinemeyi bilmektir. en ufak bir değişiklikte mutlu olmaya çalısmak, herseye olumlu bakmak mutlu olmanın anahtarı değilmidir sizce!


Etiketler: , , , , ,
6 Şubat 2012
bosluk

Çocuklara cinselliği Nasıl anlatmalı

Çocuklara cinselliği Nasıl anlatmalı

Çocuklara cinselliği Nasıl anlatmalı Çocuklarımızı nasıl yetiştirmeliyiz çocukla cinsellik konuşulmalımıdır! bunları yazımızda bulacaksınız.
Uzmanlara göre, cinsellikle ilgili sorularına yönelik çocuğa verilen her yanlış cevap, ilerde onların cinsel hayatlarında büyük sorunlara yol açıyor. Peki cinsellik çocuğa nasıl anlatılmalı?

Bir gün çocuğunuz size nasıl dünyaya geldiğini soracak. İşte bu olgu birçok anne ve babanın korkulu rüyasıdır. Çocuğunun bu tip sorularına maruz kalan ebeveynin ister istemez aklı karışır ve ona cinselliği nasıl anlatması gerektiğini bilemez. Ancak verdiğiniz her cevabın ve bu cevapların niteliğinin, çocuğunuzun gelecekteki cinsel hayatına olumlu ya da olumsuz yön vereceğini biliyor musunuz?

“KORKUTURSANIZ CİNSELLİĞİNİ MAHVEDEBİLİRSİNİZ”

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Dr. Cem Keçe’ye göre bu süreç oldukça hassas. Dr. Keçe, çocukların cinsellikle ilgili sorularının veya cinsel organlarıyla oynamalarının anne ve babaları korkutan bir olgu olduğunu belirterek, ebeveynlerin de bu sorularla muhatap olmamak için çocuklarını korkutmaya meyilli olduklarına dikkat çekti. Kız çocuklarına yönelik, “Bacağını ört” veya “Eteğini kapat” gibi söylemlerin ne kadar masum olursa olsun ilerde onların vajinismus sorunuyla karşı karşıya gelebileceğini vurgulayan Dr. Keçe, erkek çocukların da cinsel organlarıyla oynadığında onlara söylenen “Koparırım” veya “Oynarsan düşer” gibi korkutma sözleriyle gelecekte erken boşalma ve sertleşme sorunlarını yaşayabileceğinin altını çizdi.

Dr. Keçe şu tespiti yaptı:

“DÜRÜST OLUN!”

“Aileler cinsellikle seks eğitimini birbirine karıştırıyor. Bu da anne ve baba da korkulara yol açıyor. Oysa doğru verilmeyen cinsel eğitim ve meraklı sorularına tatminkar yanıtların verilmemesi çocukta bir yara haline geliyor. Bu durum onun ilerdeki cinsel hayatını sıkıntıya sokabilecek cinsel işlev bozukluklarına neden olabiliyor. Bu da farkında olmadan ailelerin yanlış tutumlarından kaynaklanabiliyor.”

Dr. Keçe, cinsel eğitimin doğumdan başlayarak ergenlik dönemine kadar olan dönemi kapsadığını ifade ederken, bu eğitime başlamak için belirli bir yaş olmadığını söyledi.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Yönetim Kurulu Üyesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Cebrail KISA, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulunuyor:

“HER ŞEYİ BİR KEREDE ANLATMAYIN”

“Genelde çocukların merakı 3-4 yaşlarındayken başlar. Hareket tarzınızda öncelikle çocuğunuza bu konuyu sade bir dille anlatmanız uygundur. Onlara karşı dürüst olun ve anlaşılmaz bir nokta bırakmayın. Anlatımınızı bilimsel kaynaklardan veya bu konuda yazılmış başvuru kitaplarından yararlanarak desteklediğiniz takdirde bu sıkıntılı durumu rahatlıkta atlatabilirsiniz. Ancak bu günün gelip çatacağını düşünerek hazırlanıp, sonra bir kerede tüm bilgileri çocuğunuza anlatmanız kesinlikle doğru olmaz. Bu sefer de fazla bilgi yükleyip çocuklarınızın kafasını iyice karıştırabilirsiniz.”

İşte çocuklara doğru cinsel eğitimi vermeniz için altın kurallar:

• Cinselliği konuşmaktan korkmayın. Bunu çocuğunuzun diğer alanlarda olduğu gibi bu alandaki gelişimi için doğal bir süreç olarak görün ve çocuğunuza bu şekilde yaklaşın.

• Çocuğunuzu pornografik öğelerden uzak tutmak için televizyon izlediği saatleri kontrol altında tutun ve internet gibi iletişim araçlarına filtreleme sistemlerini uygulayın.

• Sorularını sormaya başladığı ilk andan itibaren onunla iyi bir iletişim kurun.

• Ona karşı dürüst olun. ‘Leylek Hikayesi’ anlatmak yerine olanı sade ve anlayacağı ifadelerle aktarın.

• Her şeyi hemen anlatmayın ve anlayamayacağı detaylara girmeyin.

• Çocuğunuzun sizden farklı bir hayat görüşü olması önemlidir. Bu yüzden cinsellikle ilgili konuları ona aktarırken gerçekten sizin neye inandığınızı da belirleyin. Kendi inançlarınızdan yola çıkarken aile değerlerinizi belirleyin. Çünkü aile değerleri farklılıklar gösterebilir. Önemli olan belirlediğiniz bu değerleri ona aktarmayı başarabilmenizdir.

• Çocuğun soru sormasını bekleyin. Hala soru gelmiyorsa muhtemelen ya sormayı denemiş ancak siz algılayamamışsınızdır ya da sizden farklı bir kaynaktan besleniyordur. Bu durumu iyi gözlemleyin ve uygun ortamı kollayarak bazı konuları o sormadan siz anlatın.

• Sorularına verdiğiniz cevaplarda onun yaşını temel alın. Merakını giderirken kafasını da karıştırmayın. Sorduğu bir soruyu cevaplamak için doğru kelimeleri bulamıyorsanız o zaman “Bana biraz izin ver sana en kısa zamanda yanıt vereceğim” diyerek zaman kazanın. Doğru kaynaklardan yararlanarak veya bir cinsel terapiste danışarak bilgilerinizi doğrulayın.

• Çocuğunuzun cinselliği akranlarından öğrenmesi yanlış olabilir. Çünkü aldığı bilginin ne kadar doğru olduğunu bilemeyiz. Bu nedenle onunla konuşurken, bazı konuların özel olduğunu ve herkesle konuşulmaması gerektiğini vurgulamanız yararlı olur. Merakını sizinle gidermesini sağlamak için de “Sorun varsa bizimle rahatça paylaşabilirsin” demeniz etkili olur.

• Çocuklar genellikle öğrendiklerini arkadaşlarına veya kardeşine uygulama eğilimi içine girmezler. Çünkü hormonları bir yetişkin kadar gelişmiş değildir. Bu nedenle anlattıklarınızı oyunlarına malzeme yapacaktır. Ancak tepki verildiğinizi fark ederse oyunlarını arttırabilir. Arada bir süreci takip etmeniz iyi olur.

• Kesinlikle onu korkutmayın. Cinsellikle ilgili söylediğiniz her yanlış ifade veya korkutucu söz çocuğunuzun geleceğinde ciddi cinsel işlev sorunlar yaşamasına yol açabilir.

• Kız çocuklarına annelerinin, oğlan çocuklarına babalarının cinsel eğitim vermesi gerektiği algısı yanlıştır. Doğru olan, çocuk kime sormuşsa onun veya ebeveynin birlikte yanıtlamasıdır. Önemli olan bunu doğal bir süreç olarak ve çocuğun daha da ilgisini çekecek bir hale getirmeden geçirmektir.

• Asla çocuğunuzla yatağınızı paylaşmayın. Mutlaka onun kendine ait bir yatağı olmalıdır. Bazen kısa süreli olarak birlikte uyumak istemesini çok nadir durumlarda geri çevirmeyin ama yatağına geri dönmesi gerektiğini mutlaka ona söyleyin.

• Odaların özel olduğunu ona anlatın. Sizin odanıza girerken oranın tıpkı kendisininki gibi özel olduğunu ve izin alması gerektiğini vurgulayın. Eğer odanıza izinsiz girmeye devam ediyorsa bu durumun hoşunuza gitmediğini ona söz ve davranışlarınızla hissettirin.

• 3-4 yaşından sonra onunla çıplak banyoya girmeniz doğru bir davranış olmaz. Bu yaşlardan itibaren eğer banyo yapmasına yardım etmeniz gerekiyorsa örtünmeniz uygun olacaktır. Yetişkinin vücut ölçüleri ile kendisininkini karşılaştıran çocuğun kafası karışabilir. Banyonun mahremiyet alanı olduğunu ona hissettirin ve siz de onun mahremiyetine saygı duyun.

• Çocuğunuza cinsel organını başkasına göstermenin yanlış bir davranış olduğunu söyleyin.

Ne olursa olsun Çocukla iletişim Çok önemlidir. kendisiyle  konuşmak onu dinlemek sorunu çözmeye yardım eder.


Etiketler: , , , ,
28 Ocak 2012
bosluk

Alkolun Karaciğere Zararlarını biliyormuyuz!!

Alkolun Karaciğere Zararlarını biliyormuyuz!!


İslam dininde alkol,un  neden günahlardan Sayıldığını belki biraz bize bunu düşündürür alttaki yazıyı okuyunca.
Alkol, “vücudun her türlü ihtiyacını karşılamak üzere 24 saat durmaksızın çalışan, karmaşık bir kimyasal fabrika olarak” tanımlanan karaciğeri de tahrip ediyor.

Tüketilen besinlerin, karaciğerin sağlıklı çalışmasını yakından etkilediğini belirten uzmanlar, alkol tüketenlerde ise karaciğer hastalıklarının oluşma riskinin arttığını söylüyor.

Bursa Özel Bahar Hastanesi’nden Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Cemalettin Çetin, alkolün esas emilim yerinin ince bağırsak olsa da ağız, yemek borusu ve midede de az miktarda emilebildiğini söyledi. Alkolün kana geçtiğinde hızla bütün vücuda dağılarak, hücre içi de dahil, su bulunan her yere taşındığına işaret eden Uzm. Dr. Çetin, alkolün zararlı etkisinden bu dağılımın sorumlu olduğunu, alkolün hamile kadınlarda bebeğe ve emziren kadınlarda anne sütüne de geçtiğini kaydetti.

ALKOLÜN KARACİĞERE ETKİSİ GEÇ FARKEDİLİR

Bir zamanlar, alkol kullananlarda sıkla görülen karaciğer hasarının sebebinin, alkolün beslenme üzerindeki olumsuz etkisi ile açıklanmaya çalışıldığına işaret eden Uzm. Dr. Çetin, şöyle devam etti: “Bugün alkolün toksik etkisi ile doğrudan karaciğer hücrelerine zarar verdiği de bilinmektedir. Karaciğerin, alkolü zararsız hale getirme işlemi sırasında, diğer fonksiyonları aksar. Hele bu işlem çok uzun sürerse karaciğer hücreleri de hasar görebilir, yapısal değişikliklere uğrayabilir (karaciğerde yağlanma). Bazı durumlarda karaciğerde yoğun inflamasyon (alkolik hepatit) veya nedbeleşme (siroz) gelişebilir.

Alkolün karaciğere verdiği zarar geç fark edilmektedir. Bunda, karaciğer hücrelerinin yaklaşık dörtte üçü hasar görmeden bir şikayetin ortaya çıkmaması rol oynar. Ancak böyle bir şikayet ortaya çıktığında yapacak fazla bir şey yoktur. Oysa düzenli yapılan kontrollerde, doktor gerek muayene bulguları gerek laboratuvar değerlerine bakarak önemli ipuçları elde edebilir. Olay kalıcı hale gelmeden erken fark edilir ve alkol kesilir ise karaciğer hücreleri kendini yenileyebilir. Her durumda alkolün kesilmesi, karaciğer fonksiyonlarında belirgin düzelme ile sonuçlanır. Gelişmiş ülkelerde alkol, karaciğer tahribinin en sık nedenidir. İngiltere ve Avrupa’da en sık karaciğer nakil sebebi, alkole bağlı kronik karaciğer hastalığıdır. Kadınlarda, genç ve erişkinlerde alkol alımının artması alkole bağlı karaciğer hastalığının görülme sıklığını da artırmaktadır.”

Alkole bağlı karaciğer hastalığının yağlı karaciğer, alkolik hepatit ve siroz olmak üzere birbiri ile ilişkili üç fazda görüldüğünü belirten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Cemalettin Çetin, yağlı karaciğerin genellikle klinik olarak belirti vermediğini dile getirdi. Alkole bağlı karaciğer hastalığı olan hastaların bir kısmında kötü gidişli şiddetli alkolik hepatit gelişebildiğini anlatan Uzm. Dr. Çetin, “Alkolik hepatit, karaciğerde hafif tahripten yaşamı tehdit eden şiddetli tahribe kadar uzanan bir hastalık spektrumunu yansıtır. Genellikle zeminde kronik karaciğer hastalığının varlığında alkol alımı yeni alevlenmeye neden olabilir. Gerçek görülme sıklığı bilinmemektedir. Hastaneye yatırılan alkole bağlı karaciğer hastalarının yüzde 10-35’inde alkolik hepatit gözlenebilir. Alkole devam eden hastalarda alkolik hepatitin kalıcı harabiyete ilerleme ihtimali artmaktadır. Her ne kadar aşırı içki tüketenlerin çoğunda yağlı karaciğer görülmekte ise de daha az bir kısmında ileri karaciğer hastalığı görülür.” dedi.

TEDAVİ İÇİN ALKOLÜN BIRAKILMASI ŞART

Kadınların, alkole bağlı karaciğer tahribine 2 kat hassas olduğunu vurgulayan Dr. Çetin, kadınların erkeklere göre daha düşük dozda ve daha kısa süreli alkol alımında dahi alkole bağlı daha şiddetli karaciğer hastalığına yakalanabildiğini söyledi.

Alkolün kesilmesinin, tedavinin temelini oluşturduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Cemalettin Çekin, “Tıbbi takip, gerekli olduğunda psikiyatrik destek ve son zamanlarda uygulanan alkol alışkanlığına karşı bazı ilaçlarla hastaların yüzde 50’sinde alkol kesilebilmektedir. Alkol kesilmesinin histolojik bulguları daha iyi düzeylere geldiği, siroza ilerlemeyi azalttığı ve bütün hastalarda yaşam süresini artırdığı gösterilmiştir. Alkole devam edilmesi yaşam sürecini kısaltır. Alkolik karaciğer hastalığında protein kalori eksikliği sık gözlenir. Alkolik sirozlu hastalarda genelde alınan diyetten daha yüksek protein ve kalorili, düzenli oral beslenme ile kahvaltı ve gece atıştırmasının eklendiği sık beslenmenin faydalı olduğu belirtilmektedir. Alkolün kesilmesine rağmen 6 ay sirozda veya alkolik hepatitte denge bozukluğu devam eden ve alkol alışkanlığına bağlı şiddetli karaciğer dışı bulguları olmayan (kalp hastalıkları, beyinsel bozukluklar) hastalar karaciğer nakil adayıdırlar.” diye konuştu.
ALINTIDIR.. cihan.
Zararlı içeceklerden sakınmalıyız vucudumuz emanet bize.


Etiketler: , , , , , , ,
28 Ocak 2012
bosluk

Erkekler evlendikten sonra Kibarlaşıyor

Erkekler evlendikten sonra Kibarlaşıyor

Erkek evlendikten sonra Kadınlara daha nazik davranıyor.Yapılan araştırmalarda Evlendikten sonra erkeklerin kadınlara daha nazik kibar oldukları kanıtlandı.

Michigan State Üniversitesi’nden S. Alexandra Burt’ın yürüttüğü araştırmada, 289 ikiz erkeğin 17 yaşından 29 yaşına kadar takip edildiği, bunların yarısından çoğunun tek yumurta ikizleri olduğu bildirildi.

Araştırmada, evlenenlerin daha çok kibar erkekler olduğu ve evlendiklerinde erkeklerin daha nazik olma eğilimi gösterdikleri gözlendi.

Hoşa gitmeyen özellikleri daha az olan erkeklerin, eninde sonunda evlenme olasılıklarının daha yüksek olduğu görülen araştırmada, evli erkekler arasında, suç işleme, yalan söyleme, saldırganlık gibi antisosyal kişilik bozukluklarıyla özleştirilen kötü davranışlar gösterenlerde, başları bağlandıktan sonra bu davranışlarının azaldığı ortaya çıktı.

Burt, erkeklerin, evlendiklerinde daha az antisosyal olduklarına dikkati çekti. Evlenen erkeklerin yaklaşık yüzde 60’ının 17 ila 20 yaşlarında daha az antisosyal davranışlar gösterdikleri, 29 yaşına kadar evlenmeyenlerde bu tür davranışların görülme oranının ortalama olarak yüzde 1.3, bu yaşa kadar evlenenlerde ise bu oranın yüzde 0.8 olduğu belirtildi.
Sonuçları ‘Archives of General Psychiatry’ dergisinde yayımlanan araştırmada ayrıca, tek yumurta ikizlerinden evli olanların olmayanlara göre daha az antisosyal davranışlara sahip oldukları görüldü.

kibar erkekler,kadınlara kötü davranıslar,nazik erkekler,eşlerine uysal erkekler,eşlerine iyi davrananlar,iyi erkek,sert davranan erkekler

Hiçbiri
1 Ekim 2011
bosluk

Esmer Şekerin faydaları

Esmer Şekerin faydaları

Günümüzde Esmer şekermi,Beyaz Şekermi daha faydalıdır hep merak edilmiştir.Esmer şekerin Faydalarını buradan okuyun.

Esmer şeker rengi kahverengine çalan bir tür şekerdir. Renginin sebebi şeker kamışıdır. İşlenmemiş olabildiği gibi kısmen işlenerek de elde edilebilir. Rafine beyaz şekere şeker pekmezi eklenerek de üretilebilir.

Esmer şeker %3.5 ile %6.5′e kadar şeker pekmezi içerebilir. Şeker pekmezinin doğası gereği nemli bir yapıya sahiptir.

Neden daha sağlıklıdır?

Esmer şekerin üretimi sırasında zararlı kimyasallar olarak adlandırılan fosforik asit, formik asit, sülfür dioksit, koruyucular ve beyazlatıcı elementler kullanılmaz. Şeker kamışı suyunda bulunan tüm vitamin ve mineralleri bünyesinde barındırır ve 4 gramında 11 kalori bulunmaktadır

esmer şeker,beyaz şeker,şeker,esmer şekerin yararları,hangi şeker türünü yemeliyiz,faydalı şekerler

Hiçbiri
1 Ekim 2011
bosluk

Bel ağrısı Nedenleri Bel fıtığı nedir

Bel ağrısı Nedenleri Bel fıtığı nedir

Çoğumuzun Çektiği Bel ağrısı nelerdir bilmek istiyorsanız yazımızı okuyunuz mutlaka!Her bel ağrısı Bel fıtığı değildir. Sağlıkı Bel için neler yapmalıyız..

Uzmanlara göre her 100 kişiden 80′i hayatlarının bir bölümünde mutlaka bel ağrısı çekiyor.
Yapılan araştırmalara göre bel ağrılarının çoğu birkaç ay içinde iyileşmekle birlikte yüzde 10’u kronikleşerek kalıcı hale geliyor.

Konya Fizikon Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nden Dr. Ayşe Nur Tekin, bel ağrısının birçok nedeninin olduğunu dile getirdi.

Başta ağır iş yapanlar olmak üzere, uzun süre ayakta veya oturarak çalışanlar, şişmanlar, titreşime maruz kalanların bel ağrısı şikâyetiyle karşı karşıya kaldığını açıklayan Tekin, bazı ağrıların önemli hastalıkların habercisi olabileceği uyarıda bulundu. Dr. Tekin, “Karın içindeki damar problemleri, idrar yollarındaki taş, tümör, enfeksiyonlar, kalın barsak, pankreas hastalıkları, mide ülseri iç organ kaynaklı sorunlar bel ağrısıyla başgösterir.

Bel ağrılı bir hastada bacakların arasındaki bölgede hissizlik, önemli derecede ve tedricen artan kuvvet kaybı, idrar ve büyük abdest problemlerinin olması ciddi bir durumu gösterir. Konunun mutlaka araştırılması gerekir” diye konuştu.
Bel fıtığı,bel ağrısı,doğal yontemle bel ağrısı,sağlıklı bel için yapılacaklar,bel ağrısı tedavisi,bel fıtığı nedir

Hiçbiri
9 Eylül 2011
bosluk
  • Sayfa 1 / 2
  • 1
  • 2
  • >
webcam chat Son Yazılar FriendFeed